Azizm Sanat E-Dergi’nin 123. Sayısı Yayında

Dulle Griet *oil on panel *117,4 x 162 cm *signature b.l.: B[...]L l MDLXII (remnant)

Azizm Sanat Örgütü’nün aylık yayın organı Azizm Sanat E-Dergi’nin, Mart 2018 tarihli 123. Sayısı, yazar Doğu Yücel ile gerçekleştirilen röportaj ile birlikte yayında. Eleştiri, görüş ve katkılarınızı bekliyoruz;

İçindekiler

Editörden s. 4

Söyleşi: Doğu Yücel s. 7

İyi Davranılan Afrodizyak Kadınlar – Yasemin Gül s. 15

Aaahh Belinda: Seksenlerin Sonunda, Doksanların Başında Çocuk Olmak – Haydar Ali Albayrak s. 17

Paramparça ya da Auge um Auge, Zahn um Zahn (Göze Göz, Dişe Diş) – Volkan Bağırgan s. 33

Karanlık Arınmalar: Cinayet Anıları – Burhan Tekçe s. 41

Güz Yolcusu – İsmet Şengül s. 46

Nefes Al – Nilgün Zülfü Işık s. 51

Sabahın Dördü -Sueda’ya – Batuhan Suiçmez s. 53

Kaybettim – Kemâl Hatipoğlu s. 55

Editörden

Bir toplumun belli bir zaman aralığında aşağı yukarı hangi toplama karşılık geldiğini veya dönemin egemen ideolojisi kapsamında hangi yöne eğilim gösterdiği anlatma noktasında, edebiyat ve sinemada tek ya da kısıtlı mekânda pek çok kişiyi aynı anlatıda harmanlamak zor ancak son derece etkin bir kurgusudur. Bu yöntemle, 1939’da Stagecoach/Cehennem Dönüşü filmiyle, Western türünde bir posta arabasına sıkışmış yedi yolcu üzerinden 1930’ların Amerikan toplumunun ideolojik seyrini anlatmaya girişen John Ford, Birleşik Devletler muhafazakârlığının başta Kuzey Amerika Yerlileri olmak üzere azınlıklar dışında her türlü eğilimi kapsadığını söylerken, 2002 yılında Ümit Ünal, 9 adlı filmiyle bir mahalle üzerinden tüm Türkiye toplumunu, sorgu tekniğiyle mercek altına alıyordu. Bu ay yazarıyla gerçekleştirdiğimiz söyleşi vesilesiyle, Kimdir Bu Mitat Karaman? adlı roman tam da bu anlatı geleneğini uygulayan ve geliştiren dikkat çekici bir yapıt. 15 Temmuzu arka planına alarak kurmacasını tek bir apartmandaki devinime bırakan Doğu Yücel, günümüz Türkiye’sinin dar alanda geniş açılı bir fotoğrafını çekerken ister istemez toplum olarak toplum olabilme özelliğini ne ölçüde yerine getirebildiğimizi sorguluyor ve sorgulatıyor. Toplum olması gerekenle yüzleşip, postmodern bir yığınla karşılaşmak, okur veya izleyici olarak kurmak istediğimiz özdeşliği yokuşa sürerken, arkasından yürünecek bir zihniyet yapısı bulamamak uzun vadede pekâlâ yıkıcı olabilir. Mekânın darlığından ziyade karakterlerin dar açıları, küçük odakları, ülküsünü ve ütopyasını yitirmişliği de gözler önüne seriyor. Buna sebebiyet veren etmenler üzerine ayrıntılı değerlendirmelere girişmeden, yüzeysel bir eleştiri, resmin bütününde, meselenin özünde yatan sorunu zorlanmadan görebilir. Birkaç yüzyıllık geçmişine rağmen insanlığın layık olduğu düzen olarak kendini dikta ettirmeyi başaran kapitalizm, insan olarak yaşama yetisini, hayatta kalabilme seviyesine düşürerek insanları şimdiki zamana hapsetmiştir. Bu hapis, ufku köreltirken illüzyon/simülasyonvari yanılsamalar ile kendi kendini kandırır hale getirmiştir yığınlaşan toplumları. Sorunun çözümü, tıpkı tespiti gibi birkaç sözcükle özetlenebilir: Aydınlanma ve Sosyalizm. Fakat bu sözcüklerin hangi odakta, hangi odakla ve yöntemle uygulanabilir hale getirileceği başlı başına bir muammadır. Ve bu muamma çözüme kavuşturulmadığı sürece yalnızca şimdiki zamanı değil gelecek zamanı da yitirdiğimizi, hatta gezegeni bile yitirecek noktaya geldiğimizi kavrayabilmek gerekir. Bunun için de benlikten zaman zaman da olsa sıyrılabilmeyi ve kimilerinin tanrısal bakış dediği üst açıyı yakalayabilmeyi başarmak büyük önem taşımaktadır.

Bizleri tüm bu düşüncelere sevk eden, ritmi bir hayli yüksek roman Kimdir Bu Mitat Karaman? ve daha fazlasını konuştuğumuz Doğu Yücel ile Azizm Sanat Örgütü olarak gerçekleştirdiğimiz ikinci söyleşinin yanı sıra bu sayımızda 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün vicdani arınmalar ile geçiştirilir halinden bunalma sonucu farklı metinlere yer veriyoruz. “Kadın filmleri” alt başlığıyla Müjde Ar ile özdeşleşen ve 1980’lerde pek çok örnek ortaya koyan Atıf Yılmaz sinemasının en ayrıksı örneklerinden Aaahh Belinda üzerine, türü, dönemi ve bir kuşağı ele alan ölçeğiyle benzerine zor rastlanılacak eleştirel bir makale ile özgün ve cüretkâr pasajlar 8 Mart onuruna Azizm sayfalarında. Sinema yazılarımızdaysa Fatih Akın’ın bir hayli ses getiren yeni filmi Paramparça ile Uzak Doğu sinemasının yükselişinde pay sahibi yönetmenlerden Joon-ho Bong’un kült yapıtlarından Cinayet Anıları üzerine eleştiriler yer alıyor. Ayrıca özgün deneme ve şiirler de sayfalarımızda.

Daraltılan gündelik yaşamımıza inat üst açının ufuk açıcılığı adına,

Sanatla kalın dostlar.

Azizm’in Notu:  Nisan 2018 tarihli Azizm Sanat E-Dergi’nin 124. sayısı için, dilediğiniz konuda makale, öykü, şiir, deneme, eleştiri, karikatür, video, resim ve fotoğrafı 29 Mart tarihine kadar azizm.sanat@gmail.com adresinden yayın kurulumuza iletebilirsiniz.

Görsel: Dulle Griet (1564) – Pieter Brueghel

Bunu paylaş: