Oza – Ahmet Ayberk Aykul

Yaşayamıyorum, ondan bu yazamayışlarım.

En son ne zaman kendimi oynadım bilmiyorum ama nasıldım unuttum çoktan

Yapma gülüşlerden, hassasiyetimden de bıktım.

Ne olurdu sevseydin beni?

                                    Selam Zoya, belki de Oza’dır adı?

Şimdi güz gibi yaprak döker benliğim.

Hapsolur sarılığına saçlarının

Ve bütün Rus kadınları ağlamaklı olur güz gelince

Ağlamaklı olur gülünecek halime

Yağmurlar suyunu söndürmek için yağar kalabalıkta gözlerimin

Ve bence kimse yağmurda ağlamamalı

Daha güzel olana saygı için.

Aynı anda nefes almalı kalabalık, birlikte bağırmalı

Ve tıkır tıkır dönmeli çarkı devrimin

                                    Selam Zoya, belki de Oza’dır adı?

Günler istendiği zaman geri gelmeli,

İyice uzaklaşınca takvim yapraklarında artık unutmalıyız

Sırf daha iyi izlemek için

Gün batımını bugünün

Ritimsiz sözler söylenmemeli sonra

Kötü çünkü çirkin sözleri sevgilinin

Daha kötü oysa ritimsizliği sessizliklerin

Selam Zoya, belki de Oza’dır adı?

Elleri öylece bana bakmalı güzel kadınların

İnce düzgün parmakları Oza’nın

Sırrını bulmalıyım yaptıkları ulvi işlerin

Nasıl yaratılır bugün,

Nasıl yok edilir yarın

                                    Selam Zoya, belki de Oza’dır adı?

***

Görsel: Dingin (1890) – Nikolay Dubovski

*https://issuu.com/azizm/docs/azizmsanatedergi142

Bunu paylaş: