Azizm Sanat E-Dergi’nin 128. Sayısı Yayında

Azizm Sanat Örgütü’nün aylık yayını Azizm Sanat E-Dergi, Ağustos tarihli 128. sayısıyla yayında. Eleştiri, görüş ve katkılarınızı bekliyoruz;

https://issuu.com/azizm/docs/azizmsanatedergi128

İçindekiler

Editörden s. 4

Kelebekler: Tolga Karaçelik İçin Küçük, Sinemamız İçin Büyük Bir Adım – Onur Keşaplı s. 8

Ragıp Efendi Kimdir – Oğuz Hendekçi s. 14

Yağmurun Şarkısı – Özge Aslan s. 20

Süheyla – Yasemin Gül s. 27

Var Olmak Ya Da Var Olamamak – İsmet Şengül s. 28

Yağmur Pek De İyi Değildir – Kemâl Hatipoğlu s. 36

Fork – Mustafa Bilgin s. 38

Bağımsızlık – Özgür Karakaya s. 39

Editörden

Hatırı sayılır bir çoğunluğun kendinden, ağırlığından ve haddinden büyük laflar sarf etmeyi sevdiği, işin kötüsü bu tercihin adeta bir kabul edilebilirlik, var oluş, safları sıklaştırma, veya sonradan görmeliğimizin son on yılına damga vuran altın sözcüğüyle ifade etmek gerekirse, konsolide olma/etme amacı taşıdığı ülkemizde akıl dışılığın bir kez daha nüksettiği bir dönemdeyiz. Seçim sonuçlarının yıpranma yaratacağına şüphe yoktu ancak alıklık salgınına yol açacağını da herhalde hiç kimse bu denli öngöremezdi. 1960’larda ülkemizin ilerici düşün dünyasının dümenine geçen ve bugün hala büyük bir saygıyla anılan, Doğan Avcıoğlu yönetimindeki Yön-Devrim yayınları, ya da daha doğru bir tabirle hareketi, işleyen bir meclisin ötesinde bir senatonun olduğu 61 Anayasası günlerinde demokrasi kavramını kıyasıya eleştiriyordu. Dergilerde yazan sayısız aydının, sıklıkla “cici demokrasi” olarak andıkları, sözde demokrasiye yönelik bu eleştirinin ülkemizin çağdaş demokratik kurumlar bağlamında en demokrat döneminde getirilmiş olması, Avcıoğlu ve Yön hareketinin bugünü görseler neler yazacaklarını merak ettiriyor doğrusu. Ülkemizde artık bilinen anlamıyla çoğulcu bir demokrasi yerine adı henüz konulamamış ama farklı olumsuz sıfatlarla betimlenen bir rejimin geldiğini dile getirmek haber değeri taşımıyor olabilir ama sayıları 600’ü bulan muazzam sayılarıyla ve onları ilgiyle izleyen milyonlarıyla birilerinin ısrarla meclis ve demokrasi oyununa dair söz söylemek bugün bir gerekliliktir. 24 Haziran önceki dönemde defalarca listelerden meclise giren anlı şanlı sosyalistlerin sıfırın altında etkisi hafızalardayken aynı saf/salak umutlarla ölü doğmuş yeni meclisimize giren vekiller ile heyecanlanma dalgasını eleştirebilmek için sıfat dağarcığımızı zorluyoruz. Geçtiğimiz ay simülasyon olarak andığımız zihniyet yapısının düpedüz sahtekar olduğunu düşünüyoruz artık zira kendi işe yaramaz, toplum düşmanı bütünlüklerini korumak adına topluma yalan söyleyerek her şeyin yolunda olduğu, hiçbir şeyin değişmediği illüzyonunu yaratıyorlar tüm eylemleriyle. Sosyal medyadan sallanan, karşılığı olmayan büyük lafların meclis kürsüsünden karşılığı olamayacak şekilde sarf edilmesi kitlesel muhalif mastürbasyonun yeni sürümü olarak dikkat çekiyor. İşin kötüsü, buna dikkat çekmeyi başaran, meclis dışı olup henüz bütünlüğünü yitirmemiş, buharlaşmamış gerçek muhalif oluşumlarımız “ben dememiş miydin” ukalalığından öteye geçmeyen farklı bir orgazmı yaşamakla meşgul. Şefler ölmeli! Tüm bu uyuşukluğu, temelsiz ukalalığı, nefes alıp vermesi gereken ideolojileri kutsala dönüştürüp yaşamdan uzaklaştıranları, kitlelerle buluşmanın yeni yöntemlerini aramayanları, karşıtlarla etkileşime girip o çok ihtiyaç duyduğumuz yeni insanları kazanmayı bir kenara bırakanları, kısacası tabanlarını konsolide etmekten başka işe yaramayanları öldürmek zorundayız. Bu simgesel ölüme nasıl ulaşılır henüz bilmemekle birlikte bunun mecburiyetinin farkındayız ve bu konuda gücümüzün yettiği ölçüde algıları açacağımızın sözünü veriyoruz.

Bir süredir topraklarımız üstünde ortalama gözler için dolaylı gezinmeyi tercih eden emperyalizmin, bir kez daha Amerika Birleşik Devletleri üniformasıyla açıktan oynadığı ve çoğunluğun gözlerinin emperyalizm karşıtlığı adına açıldığı günlerde, Azizm Sanat E-Dergi’nin yeni sayısında, değerli karikatürist Mustafa Bilgin’in çizgileri, coğrafyamızı katletmeyi sürdüren barbar zihniyete vurgu yapıyor. Emperyalizme yönelik açıldığı hissedilen duyargaları uzun soluklu kılmak adına Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde emperyalizme karşı verilen Kurtuluş Savaşı’yla gerçekleştirebildiğimiz 1923 Devrimini, Cumhuriyetimizi daha sık anmamız gerektiğini düşünerek bağımsızlık olgusuna dikkat çeken bir metne yer veriyoruz.

Eksikliğini zaman zaman hissettiğimiz çizerlik konusunda bu ay Bilgin’in yanı sıra Atilla Yakşi’nin dikkat çekici desenleri sayfalarımıza her anlamda renk katıyor. Ülke gündeminin ağırlığı ve sanat gündeminin süratle tekelleştiği bir süreçte, gecikmeyle de olsa izleme şansına eriştiğimiz, Tolga Karaçelik’in yönettiği ve Sundance Film Festivali’nden ödülle dönen ilk Türk filmi olma başarısını gösteren Kelebekler hakkında kısa bir eleştiri kaleme aldık. Filmin olumlu anlamda hafifliğine eşlik etmeyi deneyen bu hafif eleştirinin dışında, bağımsız ancak ortak bilinç akışına örnek teşkil edecek şekilde, yaz yağmurlarının da etkisiyle yağmura odaklanan bir şiir ve öykünün yanı sıra varoluşçuluğa materyalist bir doku kazandıran bir akış ve gerçekle hayali gündüz düşünde buluşturan bir pasaj bu ay dergimizde sizlerle.

Büyük konuşarak bir daha büyük konuşma ihtiyacı duymayacağımız günleri büyük konuşmak zorunda kalmadan yazmak ve aşabilmek adına,

Sanatla kalın dostlar.

Azizm’in Notu: Eylül 2018 tarihli Azizm Sanat E-Dergi’nin 129. sayısı için, dilediğiniz konuda makale, öykü, şiir, deneme, eleştiri, karikatür, video, resim ve fotoğrafı 30 Ağustos tarihine kadar azizm.sanat@gmail.com adresinden yayın kurulumuza iletebilirsiniz.

Görsel: Kurtuluş Savaşı ve Mustafa KemalMehmet Aksoy (2000)

Bunu paylaş:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*