Nefes Al – Nilgün Zülfü Işık

Seni tatmin edecek bir yazı bulacağız bu mektupta!

‘’Biliyorum’’ kelimeleriyle malum haşır neşirliğimiz çok, o yüzden kolay kolay yazı okumak da işimize gelmiyor. Dolayısıyla ilk cümleye bu şekilde başlama gereği duydum, okutmak için başka bir başlangıç yapabilirdim, cahilliğimi bağışla.

Daha çok, narsistliğimizi tatmin edecek olay ve olgular kurgulamam lazımdı ki ilgimizi çeksin, yaşadığımızı daha çok hissettirsin! ?

Kendi yaşamımın çözümsüzlükleriyle dolu bir konuşmadan, yaşamıma çözüm getirecek stratejiler bulmam, bana ne kadar zaman kazandırır? Bu çözümsüzlükleri daha çok betimlemek, düşmanımı daha iyi tanıyıp uygun hamleler yapmamı getirecek mi? Çözeceğime inanıyorsam evet! Buna sabredebilecek misin?

Peki, bu yazıyı okuyarak harcadığın zamandan sonra, yazının sana getireceği zaman kazanımları daha çok olacak mı? Sabırsızlığın ve hırsın beni görmene engel oluyor; sadece beni anlayacak şekilde yazılarımı okuyacağını zannetmiyorum, haklısın, sen de kendi çözümsüzlüklerini iyi analiz edip tanımanı sağlayacak bir şeyler arıyorsun zaman kazanmak için.

Hala okuyorsan bir değişik geldim sana farkındayım; formatına uygun gelip gelmediğimi anlayamadın hala… Dinleniyoruz!

Zaten sorun burada değil mi? Formatlarımıza uygun kişi, nesne, araç bulup gelişen formatlarımızı daha da büyütmek, virüs kaptığında savaşmak, savaşı kaybettiğinde format değişimi gerçekleştirmek….  Aklımız başımıza hep yenilgilerde mi gelecek? Formatımıza uygun olmayanlara zaman vermek! Yapabiliriz; belki severiz. Zorlanırız ama aradığımız dürüstlük belki orada gizlidir… Dürüst olduğumuzu zannediyoruz ama olsun, dürüstlüğümüzü sorgulamada eksik kaldığımız için boğulduk, kurtulmak içinse sevginin ne olduğunu sorgulayarak hayatta kalmaya çalışıyoruz, şiddete prim vermeden… Dürüstsüzlüğü tanımak içinse bilgi ediniyoruz…

***

Görsel: Karanlıktakiler (2009) – Çağan Irmak

*https://issuu.com/azizm/docs/azizmsanatedergi123

Bunu paylaş: