Kızılcık Sopası: Van Gogh’unuzu kulaklı mı alırdınız yoksa kulaksız mı?

Kızılcık Sopası: Van Gogh’unuzu kulaklı mı alırdınız yoksa kulaksız mı?

Bir “sanat” projesi kapsamında Van Gogh figürü (action figure) üretilmiş. Turuncu saç ve sakallı bu minik oyuncağın ceketinde ayçiçeği iğnesi, elinde fırça var. Figürü satın alanlar ayrıca bir minik tuvalle birlikte Van Gogh’ün en ünlü tablolarından Yıldızlı Gece (Starry Night) ve Ayçiçekleri (Sunflowers) tablolarına da sahip oluyorlarmış.

Bu “sanat” oluşumu tanıtım videolarında, amaçlarının sanat tarihini daha eğlenceli hale getirmek olduğunu belirtiyor. Van Gogh figürünü de bu amaçla ürettiklerini söylüyorlar. Videoda konuşan kişi, figürün yukarıda saydığımız özelliklerini gösterdikten sonra heyecanla “Ve evet, siz daha istemeden yaptık;  Van Gogh’un bir kulağı yerinden çıkarılıp takılabiliyor!” diyor!

Bu figürü ilk gördüğümde, hayret, kızma ve sinir bozucu bir gülme karışımı duygular uyandı bende. Son yıllarını akıl hastanesinde geçiren, kulağının bir parçasını kesmenin yanında intihar ederek ölen birisinin acısı üzerinden eğlenmek, ne kadar zalimce ve saygısız bir davranış. Yaşadığı yıllarda zaten değeri anlaşılmayan, nerdeyse hiçbir resmini satamayan, yoksulluk içinde bir yaşam sürmüş, son yıllarında kendi isteğiyle akıl hastanesinde yatmış olan Van Gogh’u “kulağını kesmiş olan ressama” indirgemek, elbette mizah anlayışına göre kimileri için “eğlenceli” görülecektir.

Hem genel olarak hem de özellikle Van Gogh gibi ünlü örnekler üzerinden baktığımızda, toplumun çoğunluğu için bu insanların karakterleri ve yaşam öykülerinden çok acılarının ilgi çektiği kesin. Frida Kahlo gibi. Ancak Van Gogh bir akıl hastası olduğu için Kahlo’dan daha farklı bir örnek. Akıl hastalıkları hakkında toplum geneli, bu kişilerin üzerindeki baskı ve dışlanmayı arttıracak kadar bilgisiz. Van Gogh’un kulağını kestiğini bilen kaç kişi onun akıl hastası olduğunu biliyor? Akıl hastalarının Van Gogh’la bir anlamda akraba olmalarını öğrenmeleri şüphesiz onlara güç verecek,  acılarını, baskıları azaltacaktır.  Ferit Edgü’nün “Van Gogh yüzyıl sonra” adlı kitabında, “Çünkü hep ezilenlere ilgi duymuştur o da. Acı çekenlere. Feleğin sillesini yiyenlere. Kendisi gibi” diye yazması (sayfa 17) bu açıdan da anlamlı olsa gerek.

Popüler ve/veya ünlü olmak açısından baktığımızda ise, bir başka konu hakkında daha düşünmemiz gerekiyor. Ressam olmayanlarımızın kaçı, Van Gogh’un ya da Kahlo’nun resimlerini bağımsız olarak değerlendiriyor;  değerlendirebilir? Değerleri dönemin sanatçıları tarafından bile ancak öldükten sonra ya da geç yaşlarda anlaşılmış olan sanatçılarla  tanınmadıkları zaman karşılaşmış olsaydık bizler onların ürettiklerinin sanat tarihi açısından değerini anlayabilir miydik? Ne yazık ki çoğu insan; örneğin Van Gogh’un Ayçiçekleri tablosunu yalnızca ünlü olduğu için beğeniyor. Bu konuda toplumu aydınlatmak yerine bu çılgınca ilgiden müthiş paralar kazanmayı tercih edenler de kanımca bu figürü yapanlardan çok daha saygılı sayılmazlar. Seattle’ın hala Kurt Cobain üzerinden büyük gelir sağlaması gibi.

Figürü ilk gördüğümde deliliğe çalar şekilde, hatta belki gerçekten gülümsemiş oluşum üzerine düşündüm. Başarıdan ne anladığımızı düşündüğümüzde, neredeyse tüm yaşamı, şimdi piyasa değeri olan “kaybetmek” ile özetlenebilecek olan Van Gogh’a böylesine tapılması gerçekten insanlık tarihinin gördüğü en esaslı postmodern saçmalıklardan biri olsa gerek. Hele hele turistik gezilerin çılgınca arttığı bu dönemde, bu öylesine önüne geçilemez bir durum ki, çaresizlikten bu korkunç sömürü karşısında koyuvermek mümkün.

Ünlü olmak değil, anlaşılmak isteyen birinin hem yaşarken hem de öldükten sonra çoğunlukça anlaşılmaz oluşu nerdeyse gerçek olamayacak kadar hazin. Bu açıdan bu figüre gerçek olmayan, hayal ürünü biri olarak da bakıyoruz belki de. Belki de bu nedenle bu figür, yapanların istediği gibi müzeye değil, havaalanı dükkânlarına ait. Hatta Hollanda’yı görmemiş birinin transit kısmından heyecanla alacağı bir “hediyelik”.

Sanat ve bilim tarihinde, acıyla baş ederek yaşamaya çalışanların ara sıra kendi acılarıyla dalga geçerek yaşama tutunduğu sır değil. Frida Kahlo’nun, acısının boğulmasını için onu yüzdürdüğünü ancak lanet acının yüzmeyi öğrendiğini söylemesi gibi. Ancak vajinası, içine bir demir parçası girip çıkacak şekilde açılıp kapanan bir mini Frida Kahlo figürü düşününce içinizden gülmek geliyor mu? Ya da kutusunun içinden başını sokabileceği boyutta bir fırın çıkan Sylvia Plath figürü?

Özgür Keşaplı Didrickson

Kaynak: http://www.boredpanda.com/vincent-van-gogh-action-figure-todayisartday/

About admin

İlgili Yazılar