Kitapçı: Sunullah İbrahim – O Koku

 

“Gerçeklerin kurmacasını kurmacanın gerçekleriyle karıştırmayalım.”

Vladimir NabokovDon Quijote Dersleri

Papirüsün yazı tabakası olarak kullanılmaya başlandığı coğrafyada, Mısır’da, yüzyıllar sonra bir roman yazılıyor, romana kendi ülkesinin kültür bakanlığına bağlı kurumu ödül vereceğini ilan ediyor, yazarsa ödül töreninde “böyle bir ödülü verme itibarından yoksun bir yönetimden edebi bir onur kabul edemeyeceğini” ifade ederek prestijli ödülü reddediyor ve bu yazar, yazdığı romanlardaki karakterlerin toplumun ahlak ‘anlayışına’ uymadığı gerekçesiyle tehdit mesajları aldığını, ailevi sorunlar yaşadığını bildiriyor…

Bu ve buna benzer hikâyeleri duymuşsunuzdur belki, yabancısı olmadığımız bir coğrafyada yazılan Mısırlı yazar Sunullah İbrahim’in O Koku isimli kitabından bahsediyorum. Bize göre yabancı demiyorum, çünkü sanat eseri ile gerçek hayat arasındaki bağı içselleştirememenin baskın olduğu toplumlarda yazarlar, şairler, ressamlar bu dışlanma ile karşılaşıyor. Sunullah İbrahim ise kitaba yazdığı önsözde bu dışlanmaya dair ‘Belki de bu, benim roman denen bu yalana okuyucuları inandırmada elde ettiğim başarının bir göstergesidir.’ yorumunda bulunuyor ama ekliyor: ‘Okuyucunun şahsımla romanı birbirinden ayırmasını diliyorum.’

Peki, olay sadece sanat anlayışının yoksunluğundan mı kaynaklanıyor? Hayır. Roman, 1966 yılında Kahire’de yayımlanır yayımlanmaz kitaba el konma emri çıkıyor. Emir yetmezmiş gibi Enformasyon Dairesi memurları romanın çeşitli nüshalarını işaretleyerek yazarı sorguya çekiyor. Neye göre mi? Mısır’ın örfi geleneklerine uyup uymamasına göre. Yazara karakterlerinin neden kendi ahlaki anlayışlarına uygun davranmadıklarını alaylı bir üslupla soruyorlar. Romanın başından geçen bu olaylar, elbette sanat anlayışı yoksunluğu ile ilgili olmadığı gibi iktidarın baskısı, cezaevlerinde tecavüzler ve bunu dillendiren bir yazarın, Sunullah İbrahim’in muhalif kimliği de bilinince ‘benden olmayan yoktur’ anlayışına dayanarak,  tüm muhaliflere yapıldığı gibi baskılanıyor, yasaklanıyor, sorgulatılıyor. Yazar sorgucularla tartışmaya girmeden eserinin bir nüshasını saklamayı beceriyor ve yirmi yıl aradan sonra gün yüzüne çıkarıyor. Ekim 2003’te de yukarıda alıntıladığım ödül konuşmasını yapıyor. Yarı-otobiyografik bir eser olduğu söylenen O Koku için J. M. Coetzee, Mısır edebiyatında mihenk taşı, ifadesini kullanıyor.

Kitaba dair bunca şey konuşurken kırk sekiz sayfalık bu novellanın içeriğine dair tek söz edememek de baskının günümüzdeki yansımasına işaret ediyor sanırım. Mastürbasyon, osuruk, hücrede bir oğlanla ‘normalleşmiş’ gibi ilişkiye giren mahkumlar, Kahire’nin taşan kanalizasyonlarından yayılan bok kokularını yazarak yazma eyleminin sorumluluğunu taşıyan bir metin var karşımızda. Kimsenin konuşmadığı, dillendiremediği şeyleri cesaretle yazma iradesine yazarlık diyorsak, Mısır sokaklarındaki kanalizasyon kokularının işkencelerden, yozlaşmış ahlak kurallarından geldiğini sakınmadan söyleme cesaretini görüyorsak, bir yazarın çağına tanıklık etmesini ve bu tanıklığı aydın tavrı sergileyerek onurlu bir duruşu simgelediğini biliyorsak evet ‘yazarlığı’ sürdüren bu kitabı okumalıyız. Okurken de, Türkçe’ye bu metni kazandıran Jaguar kitaba ve değerli çevirisi ile Prof. Dr. Rahmi Er’e teşekkürlerimizi sunarak. ‘Keyifli’ okumalar…

Ali Çatal

0000000568396-1

 

Sunullah İbrahim, O Koku

  Çev: Rahmi Er, Jaguar Kitap

1.Baskı, Kasım 2013

Bunu paylaş: