Betonda Yeşeren Gül: 2Pac – Onur Keşaplı, Kemal Atay

Betonda Yeşeren Gül: 2Pac*

  

Dünyayı değiştireceğimi söylemiyorum, ama sizi temin ederim ki dünyayı değiştirecek kişilere ilham kaynağı olacağım.”

Tupac Amaru Shakur

Yukarıdaki sözün sahibi günümüzde sadece para, araba, suç ve seks içeriğine hapsolmuş popüler kültürle beraber sistemin de çarkı haline gelmiş rap müziğin en büyük ismidir. 1971’de Bronx New York’ta doğan ve Eylül 1996 Las Vegas’ta faili meçhul bir saldırıyla öldürülen Tupac Amaru Shakur, 25 yıllık kısa yaşantısına sayısız albüm, birçok film ve şiir kitabı sığdırdı. Hızlı yaşayıp genç ölme deyişinin vücut bulduğu sanatçının annesi Afeni Shakur, Amerika’nın 68 kuşağına ve 60lı-70li yıllarına yön veren sol grup Kara Panterler‘in üst düzey çalışanlarından biridir. Devletin yoğun baskısı ve saldırıları sonrasında üst düzey yöneticileri öldürülen ya da hapishanelerde işkenceden geçirilen örgüt, Amerika’da özellikle siyahların ve solcuların etkin olarak mücadele gösterdiği son  oluşumlardan  biridir.  Sonrasında sistemin  çarkında olan,  sözde değişimci olduğunu kürtaj ve dış siyaset gibi konulara yaklaşımıyla gördüğümüz başkan adayı Barack Obama’nın, Amerika’da “umut ışığı” olabilmesi tüm o yok edilen beyinlerin bıraktığı boşluğun kimler tarafından doldurulduğunu gözler önüne serer. Bu durumun tanıdık geldiğine eminim ama 1950’den beri idarecileri tarafından “küçük amerika” olma hayali kurdurulan bir ülke olduğumuzu hatırlarsak bu şaşırtıcı değil. Konudan konuya atlamayı keserek asıl konumuza dönüyorum. İşte böyle bir baskı sürecinde hapse atılan Afeni Shakur, Tupac’ı da hücrede dünyaya getirir. İsmini İspanyol sömürgecilere karşı mücadele veren İnka devrimcisi Tupac Amaru’dan alan 2Pac içinde doğduğu aydın ortamı öğrenim hayatı boyunca felsefe, edebiyat, politika, okuyarak ayrıca sahne sanatları çalışarak daha da güçlendirir. İlk albümünü 19 yaşında çıkaran  sanatçı 35 milyon civarında kopyayla tüm zamanların en çok albüm satan rap sanatçısıdır. Aynı zamanda tarihteki ilk çift cdlik rap albümü çıkaran da 2Pac’tır. Şarkılarında, büyüdüğü ortama ve başta siyahlar olmak üzere gençliğin yüzyüze geldiği tehlikelere değinen sanatçı, özellikle polis ve beraberinde sistem karşıtı şarkılarıyla öncüleri Public Enemy grubu gibi politik yönünü de ortaya koymuştur. Tüm bu ciddi konuların yanında eğlencelik şarkılar da yazan 2Pac’ın yukarıda değindiğimiz gibi baş rollerinde bulunduğu filmler ve “A Rose That Grew From Concrete” adlı şiir kitabı da bulunmaktadır. Aynı zamanda yazımızın başlığı olan kitap, Amerika’da tutucu çevrelerin baskılarına rağmen bazı okullarda edebiyat derslerinde okutulmaktadır. Günümüzde yerle bir edilen ve biçim değiştirilen rap müzik, ülkemizde sevenlerinin ve nefret edenlerinin bir çoğu tarafından yanlış tanınmakta. Azizm olarak, rapin gerçekliğinin, doğasının ne olduğunu, öldürülüşünün 12. yılında halen otoritelere göre rap müzik  tarihinin en büyük ismi olan 2Pac’ın pek az bilinen bir röportaj ve konuşmasını yayınlayarak ortaya koymak istedik. İyi okumalar.

2Pac Ağustos 1992’de Engelliler Olimpiyatları yararına çıkan “A Very Special Christmas Vol 2” adlı albüm için bir şarkı kaydetti. Kayıtlar sırasında 2Pac solo sanatçı olarak ilk MTV röportajını gerçekleştirdi. Aynı yıl 2Pac’ın başı kanunlarla belaya girince şarkısı Noel albümünden çıkarıldı ve röportaj yayınlanmadı.

En iyi Noel anın nedir ?

Bir bakayım. Baltimore’daydık, Noel hediyesi olarak hiçbir şey almayacağımızı düşünüyorduk. Sonra kapı çaldı, kız kardeşimin okul müdürü geldi. Bir   yardım faaliyeti yapmışlar, mahalledeki yoksul ailelere hindi filan dağıtıyorlardı, biz yoksul bir aileydik ve hindiyi aldık. Bana ucuz botlar verdiler. Ucuz incik boncuklar aldık. Noel’de ne kadar incik boncuğunuz olsa o kadar iyidir. Bir sürü ufak tefek şeyim oldu. Çok hoştu. Bedava peynir, fasulye, tereyağımız oldu. Hepsi hükümetin ihtiyaç fazlasıydı ama Noel’de boş bir buzdolabı yerine bunların olması iyidir… Hatırlıyorum da, bunlar ilk geldiğinde, Noel zamanı birilerinin televizyonunda hep Noel şarkıları çalardı , bende şöyle hissederdim: “Kahretsin. Noel vakti. Ver babam ver hikayesi. (gülerek) Ver babam ver hikayesi.”

2Pac Devam ediyor:  En çokta annem için üzülürdüm. Çünkü yanında erkeği  yok o bir kadın, annem. Eğlenceli olmasına çalışıyordu ama evde hiçbir şey yoktu. Bırak Noel yemeğini doğru düzgün yemek bile yoktu. Bize açıklaması gerekiyordu. Yani “Bir aradayız ya bu yeter“ deyip inandırıcı kılmak çok zor, hele mideniz gurulduyorsa. Midelerimiz şöyle guruldarken (guruldama taklidi yapar) derdi ki “Tek ihtiyacımız birlikte olmak ….. ve birazda et“ (2pac  gülüyor.) Güçlü olup bunu yapması çok güzeldi bence. Bunu, “Babalarınız  hıyar ! Beni böyle bıraktılar.” Demek için vesile olarak görmezdi. Ama bu doğruydu. Babalarımız onu gerçekten terk etmişti. Yani benim babamla kız kardeşimin babası farklı kişiler, ama bizi terk etmişler. Noel’de arayıp annemin neden hediye almadığımızı açıklamasına yardım etmiyorlardı. Her neredelerse, kendi kadınlarına hava basıyor, başkalarının çocuklarına Noel Babalık ediyorlardı. Babama olan sevgim eksilmedi, Tanrı ruhuna huzur versin, ama Noel’de benden büyük bir şey beklemese iyi olur.

Senin durumunda, kenar mahalle büyüyen birinin karşılaştığı özel şeylerden bahsedebilir misin?

Çok derin… Doğduğunda bir hanedanlığa veya imparatorluğa doğarsın değil mi? Babanla aynı adı alır, onun ayak izlerini takip edersin. Sana hep şöyle denir : (alaycı bir ses tonuyla) “Baban bunu yaptı… büyük baban şunu yaptı… Bu bize ait…” Veyahut “Aile mirası…” Şehir dışında böyle şeyler yoktur. “Şehir dışı” diyorum çünkü dışlanmıştık. Orada hiçbir şey yoktur. Aile mirası yada aile arması yoktur. Önemli olduğu düşünülen bütün o şeyler anlamsızdır, çünkü aile armamız pamuktu, anlatabiliyor muyum? Miras bırakabileceğimiz tek şey müzikti, kültürdü. Şeref ve kararlılık, sahip olduklarımız bunlardı. Kendimi kandırılmış hissediyorum, geleceğim için öngörülenleri yaşamak yerine kendime bir gelecek yaratmak zorundayım. İyi bir iş yapıp imparatorluğu devam ettirmek yerine, onu kendim inşa etmek zorundayım ve 21 yaşında biri için zor bir iş bu. Erkek olsun kız olsun, her genç için, kendi ailesine, bir imparatorluk kurmak acayip zor bir iştir. Anlatabiliyor muyum? Özellikle de şehir dışındaki lüks mahallelerde yaşayan başka birinin daha 16sında araba sahibi olduğunu bilince… Bankada üniversite öğrenimi için paraları vardır. Noel, bir yarlere tatile gitmektir, bizim tatilimiz ise yolun aşağısıydı, şehrin öte yanı, ninemizin eviydi. Tatil buydu. Daha gerçekçi konuşmak gerekirse hapis yatmaktı. Üzücü şeyler anlatmaktan nefret ediyorum ama bunlar gerçek. Çünkü bu dünya öyle… “Bu dünya” derken ciddiyim. İdeal anlamda söylemiyorum. Günlük hayatta yaptığınız her küçük şeyi kastediyorum. “ Sadece bana verin , sadece bana verin, herkes geri çekilsin.” Okulda, büyük işlerde hep bu öğretiliyor. “Başarılı olmak, Trump gibi olmak mı istiyorsun? Her şeyi kendine al, herkesi ez, her şeyin üstüne bas. “ Bu işler böyle, kimse bir an bile durmuyor. Sadece şöyle diyoruz “ Kölelik kötüdür, kölelik budur. Beyazlar kötüdür“ Pekala, bunu durduralım. Hor görüldüğümüzü bilecek kadar kafası çalışıyordur herkesin. Hakkımız olanı almak istiyoruz. Bundan kastım, 160 dönüm ve bir eşek değil, onu geçtik ama yardıma ihtiyacımız var. Ayaklarımızın  üzerinde durabilmek için … “Biz” derken geçleri veya siyahları kastediyorum, nasıl istersen öyle    al. Ayaklarımızın üstünde durmak için yardım lazım. İşte geldi ve iyi arkadaş olduk. Bir ilişkiden söz ediliyorsa biz bunu yaptık. Karşılığını hak ediyoruz. Hiç aramadığınız bir arkadaşınızın olduğu gibi. Pırlantalara bürünmüşsünüz, Amerika’nın pırlantaları var, paraları var falan ve bizim dışımızda herkese borç veriyorlar. Kendini geçindirmek için herkesin yardıma ihtiyacı var.

-Burası gerçekten bir kaynaşma potasıysa, sevdiğimiz ülke ise Özgürlük Anıtını (anıtı taklit eder) bizi seviyorsa öyleyse böyle olmalıyız siyah çocuklar da olmalı. Parası olan bir beyaz varsa onlara yardım etsin . Siyah çocuklara , Meksikalı çocuklara , Korelilere yardım etmeli. Ama bu samimi olmalı ve hepimiz ölmeden önce olmalı. Yoksa söyle dersiniz :  “Hata yaptım. Onlara  para vermeliydik. O insanlara yardım etmeliydik.” Ama çok geç olur. O zaman kendi karmanızı yaşamanız gerekir. Tanrı sizi cezalandırdığında yani. Çünkü burada çok fazla para var. Biri piyangodan 36 milyon dolar kazanırken bizler açlıktan sokaklarda ölmemeliyiz. Bunun idealizmle alakası yok, bu gerçek. Çok saçma o kadar. Michael Jackson’ın yada herhangi bir Jackson’ın şu kadar milyon doları varken diğer tarafta açlıktan ölenlerin olması doğru değil. Bu olamaz! İnsanların evi, dairesi, kulübesi, kıçında donu yokken bu insanların kendi uçağının olması doğru değil.

-Zenginsin, 40 milyar doların var, ama tek bir ev ile yetinemez misin? Sadece  bir eve ihtiyacın var değil mi?. İki çocuğun varsa 2 odayla yetinemez misin? Hiç odası olmayanlar varken neden senin 52 odan olsun. Bu bana hiç anlamlı gelmiyor.  Sonra  Noel’i  kutluyorlar  büyük  ağaçları  var,  süsler  filan herkes hediyeler alıyor, ama birileri açlıktan ölüyor. İdeal bir Noel‘i yaşıyorlar,  yumurta likörü… Bu bana adil gelmiyor.

-Bence umutsuzluğun olduğu yerde insanlar isyan ediyor. Çünkü hiçbir şey yok. Şöyle diyoruz: “Amerika bize hiç yardım edecek mi?” Çünkü uzun zamandır yardım etmediğini biliyoruz. Hiç yardım edecek mi? Olup biten her şey gösteriyor ki “Hayır”.

-Bütün saçmalıklar bir yana hayatta kalmak zorundayız. Yani savaşçılar bile Pazar günü mızraklarını kenara koyar. Bu ülkede hayatta kalmalıyız, çünkü Afrika’ya dönmeyeceğim. Burada hayatta kalmalıyız. Bunun için beyazların, siyahların, Korelilerin, Portorikoluların birbirini anlamsı lazım. Daha büyük risk almalıyız. Amerikalılar derken, Sam Amca‘dan bahsettiğimi düşünüyorlar, gerçekten de Sam Amcadan bahsediyorum. Gri saçları ve bayrağıyla, aslında ben seni kastediyorum. (kamera ve stüdyodaki herkesi işaret ederek ) “  Seni,seni, seni” Sizler bir şey yapmalısınız. Kendinize bakıp ne kadar ırkçı olduğunuzu görmelisiniz.. Anlatabiliyor muyum? Bu gerçek!.

Malcolm X yemeği konuşması

1992’de   Malcolm X Taban Hareketi,  konuşma yapması    içim 2Pac‘ı davet etti. Bu, 2Pac’ın kaydedilen ilk konuşmalarındandı.

Sunucu: Şimdi söz edeceğim kişi çok sevdiğim biri, ikinci kuşaktan bir  devrimci, lütfen 2Pac Shakur’a hoş geldin diyelim.

(coşkulu alkışlarla sahneye gelir)

  • Önce anneme selam çakmak istiyorum. Burada değil ama O olmasaydı ben burada olmazdım. Bu şeyin (kürsüye bakarak) önüne baktım. Diyor ki : “Özümüzdeki büyüklüğü yeniden yaratmak için çalışmaya yeniden başlayın.” Annem işte bunu yapardı. Özgürlük savaşçıları ve mücadeleciler hakkında konuşuluyor, şunu anlamalısınız ki, silah sahibi olup sokağa çıkmak popülerken annem evinde oturup bulaşık yıkamak için bundan vazgeçmişti. Bizi beslemek için. Aklımıza bazı fikirler yerleştirmek için. Çünkü yitirdiğimiz savaşçılardan o geçmiş hakkında hiçbir şey duyamamıştık. Hiç duymadık. Hatırlarsanız hepsi hapse düştü, o bilgiyi hiç öğrenmedik, annem evde kalmasa ve yaptıklarını yapmış olmasa bir bokum olmazdı. Dilimi bağışlayın. Ama hiçbir yere gelemezdim.
  • Ben Tupac Shakur’um ve keyfimize bakamayacağımızı hatırlatan kişi olmam gerekiyor. Gevşemenin ve ziyafetlerin falan sırası değil mücadele devam ediyor. Gençliğinizde olduğu gibi devam ediyor. Nasıl oluyor da ben 20 yaşımda bir şeyleri değiştirmek isterken herkes bana sakin olmamı söylüyor. “Bela okuma, okula git, üniversiteye git.” Boş versenize bir sürü üniversitelerimiz var yinede hala Brenda‘lar var. Siyahlar hala tuzağa düşüyor. Bu beni çileden çıkarıyor. Çünkü bunun sona ermeyeceğini görüyorum. Biz son vermedikçe sonu gelmeyecek, Brenda’ya bunu yapanlar sadece beyazlar değil, bizi tuzağa düşürenler sadece beyazlar değil. Siyahlar! Anlatabiliyor muyum? İçimizdeki, hepimizin içindeki Afrikalıyı bulmalıyız. Çünkü siyahları arayarak en renkli giyinenleri, en berbat Dashikiyi giyenleri arayarak ortada dolaşmaya devam edersek, tabiri bağışlayın ama, düzülürüz.
  • Annemin yaşadıkları beni çileden çıkarıyor, uyuşturucuyu bırakması gerek. Kadınların Kara Panterler lehine konuşmaya korktukları bir dönemde bütün ülkeyi dolaştığını bildiğim biri O. Harvard’da, Yale’de her yede konuştu, şimdi ise anneme olanı görüyorum. Artık etrafında büyük kalabalıklar yok. Bir düzine ödül almıyor, yanında kimse kalmadı. Bütün bunları hafife alıyorum, önemsemiyorum. Ama gençler için yapmamız gereken şeyleri ciddiye almanızı istiyorum çünkü tamamen farklı bir dünyaya doğru gidiyoruz. Sizin zamanınızdaki dünya değil bu. 60lara benzemiyor. Biz uyuşturucudan önce büyüdük. Bu her şeyi açıklıyor olmalı. Biz anne babasız büyümedik. “O zamanlar bunlar oldu.” diyen anne babalarınız vardı. Artık bu yok. 14 yaşında çocuklar eve geliyor anneleri kafayı bulmuş yada mal almak için en yakın arkadaşıyla yatıyor. Yani artık yalnızca kendi çocuğunuza bakmanız yetmez, bu çocuklara da bakmak lazım. Çünkü bugün karşı karşıya olduğumuz şey bu.  Bu acı veriyor…(uzun alkışlar) “Acı” değil, beni rahatsız ediyor. Gençlerin kalkıp başkalarının yapması gereken şeyleri yapmalarına seyirci kalmak beni rahatsız ediyor. Bana gele kadar bu işi yapacak bir sürü adam var çünkü daha benim sıram gelmedi. Bilgiye ulaşma şansım yok, üniversiteye gidemem, Burada çok fazla sorun var, param yok. Kimsenin yok. Demek istediğim, işte böyle söylediğim gibi kolay değil. Kendimiz olarak kalmalıyız. Yeni Afrikalı olmadan önce siyah olmalıyız. Harried Tubman’ın yaptığı gibi kardeşlerimizi sokaktan kurtarmalıyız, neden O’nun yaptığı şeyi göremiyoruz. Malcolm gibi. İslam Ulusu’ndan önceki gerçek Malcolm gibi. Unutmayın o bir pezevenkti, uyuşturucu filan satardı bunu unuttuk. Aydınlanma telaşımız içinde sokaklardaki kardeşlerimizi uyuşturucu satıcılarımızı, pezevenklerimizi unutuyoruz. Oysa yeni kuşağa örnek olan onlar. Bunu sizler yapmadığınız için. Özür dilerim, ama pezevenklerle uyuşturucu satıcıları öğretmenimiz oldu.  Yetiştirilişimizle ilgili bir derdimiz var çünkü bunu sadece onlar yapabildiler. Bunu yapanlar sadece onlar. Diğerleri üniversiteye gitmek isterken “Her şey değişti” derken, beyaz adamın bir bok olmadığını onlar söylüyordu. “Al bakalım. Şunu bir dene delikanlı. Bu malı al, sat, para kazan. Beyaz adamı böyle alt edersin, parayı al, cehennem ol.” Başka kimse yapmadı bunu. Onların yaptığını yapmadan kimse bana onları sevmememi, onlara saygı duymamamı söyleyemez.

  • Bana göre bu Mekke’dır (kalabalığı gösterir) Burada gördüğüm siyah ailedir. Durumu daha da üzücü kılan, beni ağlatan, ben buradan gider gitmez Mekke’nin de gidecek olmasıdır. Anlatabiliyor muyum? Gerçek hayata geri döneceğiz. Orada, kız kardeşleri ve Brenda’yı göreceksiniz. Onlar orada. Hepiniz arabalarınıza binip, siktiğim evinize döneceksiniz. Özür dilerim ama şunu dinleyin benim küfürüm sizleri gerçekte olup bitenlerden daha fazla incitemez. Bu gerçek! Buna sadık kalmalısınız. Çünkü medya ve beyaz adamın bizi tecrit etmesine izin veriyoruz. Rapçiler sahte demelerine izin veriyorsunuz, ya zeki biri olacaksınız yada zavallı. Hepimiz aynıyız! Hepimiz aynı şeyi hissediyoruz. Sadece ben gördüğüm zaman dayanamıyorum. (uzun alkış) İşte bir arada olabileceğimizin kanıtı bu. Genç siyah erkek bizim geleceğimizdir! Genç siyah kız kardeş bizim geleceğimizdir! Ne ekerseniz onu biçersiniz. Hiç emek vermezseniz biz patlayınca kızmayın! (uzun ve şiddetli alkışlarla sonlanır)

Not: Bu yazıda yer alan röportaj ve konuşma 2Pac’ın hayatını anlatan Oscar Adayı belgesel “Tupac Resurrection”ın ülkemizde de bulabileceğiniz DVDsinin ekstra içeriğinden edinilmiştir.

*https://issuu.com/azizm/docs/edergieylul2008

Bunu paylaş:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.