Azizm Sanat E-Dergi’nin 132. Sayısı “Troya” Dosyasıyla Yayında

Azizm Sanat Örgütü’nün aylık yayını Azizm Sanat E-Dergi’nin Aralık 2018 tarihli 132. Sayısı, “Troya” dosyasıyla yayında. Fotoğrafçı ve arkeolog Aykan Özener ile gerçekleştirilen söyleşinin yanı sıra Mustafa Bilgin’in çizimleri ve sinema-edebiyat yelpazesinde dosya içerikleriyle hazırlanan dergi üzerine eleştiri, görüş ve katkılarınızı bekliyoruz;

https://issuu.com/azizm/docs/azizmsanatedergi132

İçindekiler

Editörden s. 4

Söyleşi: Aykan Özener s. 9

Sekülerleşme Eksesinde Troya Uyarlamaları – Onur Keşaplı s. 17

Alman Bir Yönetmenin Amerikan Doları ile Çektiği Antik Yunan Filmi: Troy – Rasim Levent s. 37

Truva 2018 – Mustafa Bilgin s. 46

Tarihin Getirdikleri: Tarihin Derinliklerinde Yatan Nedenler, Niçinler – İsmet Şengül s. 47

***

Editörden

Coğrafi ve kültürel birikim olarak dünyanın pekâlâ merkezi ilan edebileceğimiz Anadolu’nun eşsiz zenginliğinin ne denli farkındayız ya da farkında olmamıza imkân tanınıyor bilinmez zira “muhafazakâr” kodlamasıyla davrandığını iddia ederken hiçbir kültürel değeri muhafaza etmemeye yeminli bir zihniyet tarafından on yıllardır yönetiliyoruz. Dahası Anadolu’nun bizlere ait olmadığı, olmaması gerektiğini düşünen, Anadolu’nun batısında kalanlar ile, bizden önceki muazzam kültürel birikimi yok saymaya çalışan Anadolu’nun doğusunda kalanlar arasındaki “idrar” yarışı arasında kirlenmeden yüzümüzü yurdumuza ve yer küreye dönmeye çalışıyoruz. Bu esnada “biz kimiz” sorusu hem büyük önem taşıyor hem de önemini yitiyor. Mustafa Kemal’in Anadolu topraklarında Hititler başta olmak üzere yaşamış tüm halkların miras olarak benimseme gayesi, her ne kadar yaşama geçirilememiş olsa da yol haritası olmayı sürdürüyor. Anadolu’yu mesken tutanlar için “biz” hem binlerce yıllık geçmişin geniş zamana uzanışı hem de tüm bunların şimdiki zamanda yitirilişine tekabül ediyor.

Çoğulcu bir varoluş sancısı çekerken, bunu tetikleyenin 2018’in Troya Yılı ilan edilmesi olduğunu fark eder olduk. Troya antik kentinin UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girişinin yirminci yılı vesilesiyle Troya’ya adanan bu yıl Troya’nın ve Troyalıların ne ve kim olduklarını sorduruyor. Pek çoğumuzun çocukluğuna Truva Atı ile giriş yapan Troya, Çanakkale Savaşı’nda gerçekleşen destanın, mitolojik anlatısı, prelüdü olarak yorumlanabilir bir kavram halini alıyor. Homeros’un evrenselleşmiş yapıtları İlyada ve Odesa’nın odağında yer alan kente ev sahipliği yapmak, insanlık tarihinin en ünlü mitini topraklarında devinmek büyük bir şans. Rivayet edildiğine göre Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u aldığında, Mustafa Kemal İzmir’e girdiğinde her ikisinin de “Şimdi Troya’nın ve Hektor’un intikamı alındı” dediği söylenir. İki tarihi figürün de aynı cümleyi kurma ihtimalinin düşüklüğü bir yana her iki ihtimalin de tek tek doğru olma beklentisi, “biz kimiz” sorusunun yanıtını da içeriyor. Bizler her iki liderin de Hektor’a ve Troya’ya sahip çıkmasını istiyoruz. Zira Anadolu’nun batısında yer alanların, Hektor’u öldüren, Troya’yı yakıp yıkanlara sahip çıktığını biliyoruz. Tarihi olarak, Homeros’un destanında da Aka ya da Argos olarak geçen kavimlere topyekûn “Yunan” dendiği, Yunan’ın batının ve hatta aksi buluntuların her geçen gün artmasına aldırmaksızın insanlığın temeli olarak görüldüğü bir süreçte Hektor ve Troya’nın sahipsiz kalmasını gurumuza yediremiyoruz Anadolu’lular olarak. Çanakkale’deki yenilginin ardından resmin bütününde galip gelen emperyalist güçlerin imzalattığı Mondros Ateşkes Antlaşması’nın, Çanakkale’de ilk ateşi de açan gemi olan Agamemnon zırhlısında gerçekleştiğini biliyoruz. Agamemnon’un ise Akaların kralı, Troya’yı yok eden ordunun komutanı olduğunu da. Hal böyle olunca Hektor’un intikamının alınması fikri Anadolulular olarak bizi rahatlatıyor çünkü Azra Erhat’ın anlatımıyla Hektor’un Anadolu’nun ilk ulusal kahramanı olduğunu biliyoruz, bu söylemi sahipleniyoruz. Aşil’in destanı olarak başlayan İlyada’nın Hektor’un cenazesine dökülen ağıtlarla tamamlandığını ve “atları iyi süren” ya da “atları ehlileştiren” kahraman Hektor’un destanına evrildiğini düşünüyoruz.

Azizm Sanat olarak yılın son sayısını Troya’ya ayırırken destanın nerede başladığı nerede bittiğine, tarihin destanla hangi hudutlarda kesişip ayrıştığına, geçmişin bugünü ve yarını nasıl şekillendirebildiğine, kentin ve destanın sanatı nasıl beslediğine ve Anadolu insanı olarak biz kimiz sorusuna Troyalılarla aynı yanıtı vermeye özen gösteriyoruz. Bu doğrultuda dosyamız Çanakkale’de yaşayan ve aynı zamanda arkeolog olan fotoğrafı Aykan Özener ile gerçekleştirdiğimiz, destan ve tarihin, arkeoloji ve mitin sınırlarını çizen söyleşiyle başlıyor. Sinema yazılarımızda şimdilerde filmde yer alan atın Çanakkale sahilini süslediği, 2004 yapımı Troya filminin eleştirisi ve aynı film ile beraber 2018 Netflix uyarlaması olan Troya: Bir Kentin Düşüşü dizisinin sekülerleşme bağlamında karşılaştırmasını gerçekleştiren bir makale yer alıyor. Anadolu’nun büyük ozanı Homeros’un şiirsel anlatısının etkisinde tarihi, miti, Troya ekseninde ele alan pasaj ve şiirlerin yanı sıra değerli karikatürist Mustafa Bilgin’in Troya Atı kavramının olumsuz anlamını dengeleyecek bir hile ile figürün bedenine işlediği çizgisel söylem dosyamızda yer alıyor. İlk ulusal kahramanımız Hektor’un çağrısı ve birleştiriciliğine kulak vererek, ona ağıt yakarcasına vedası ve sevgili eşi Andromache’yle olan aşkının iki sanatsal dışavurumunu kapaklaştırdığımız dergimizde ayrıca Fransız Devriminin ünlü ressamı Jacques-Louis David’in Troya’ya odaklanarak Paris, Helen, Hektor, Patroklos ve Aşil’i içeren yapıtlarına yer veriyoruz.

Kimlik veya benlik bunalımına imkân tanımayacak kadar zengin bir insanlık birikimini içeren topraklarda yaşadığımızın farkına varmak adına,

Sanatla kalın dostlar.

Azizm’in Notu: Yeni yılın ilk ayında Azizm Sanat E-Dergi’nin Ocak 2019 tarihli 133. sayısı için dilediğiniz konuda makale, öykü, şiir, deneme, eleştiri, karikatür, video, resim ve fotoğrafı 5 Ocak tarihine kadar azizm.sanat@gmail.com adresinden yayın kurulumuza iletebilirsiniz.

***

Görsel: Patroklos (1780) – Jacques-Louis David

Bunu paylaş: