Azizm Sanat E-Dergi, 100. Yılında Bolşevik Devrimi Dosyasıyla Yayında

Azizm Sanat Örgütü’nün aylık yayını, Azizm Sanat E-Dergi’nin, Kasım 2017 tarihli 119. sayısı, Büyük Ekim Devrimi onuruna, “100. Yılında Bolşevik Devrimi” dosyasıyla yayında. Edebiyat, müzik ve sinema ağırlıklı eleştirel dosyada Ahmet Say, Tamer Levent, Adnan Binyazar, Hasan Anıl Sepetçi makaleleri, Mustafa Bilgin çizgileri ve Ali Şimşek söyleşi ile yer alıyor. Eleştiri, görüş ve katkılarınızı bekliyoruz;

https://issuu.com/azizm/docs/azizmsanatedergi119

İçindekiler

Editörden s. 4

Sovyetler Birliği’nde Müzik – Ahmet Say s. 7

Sanatın Devrimci Devinimi: Proletkült – Tamer Levent s. 20

Söyleşi: Ali Şimşek s. 31

Devrimin Habercisi Bir Oyun: Ayaktakımı Arasında – Hasan Anıl Sepetçi s. 38

İppolit İppolitoviç – Adnan Binyazar s. 44

Cumhuriyet – Mustafa Bilgin s. 51

Bir Asrın Ardından Sovyet Sinemasının Öğretileri ve Eleştirileri – Volkan Bağırgan s. 52

Montaj ve Soyutlama: Devrimin Yüzüncü Yılında Sovyet Sinemasının Mirası – Onur Keşaplı s. 57

Editörden

Modern zamanların tartışmasız miladı olan Büyük Ekim Devrimi bir asrı geride bırakırken 1917’i hakkıyla övme/betimleme konusunda bir yarış olduğunu görüyoruz. “İnsanlığın en büyük atılımı”, “moderniteye gençlik aşısı”, “bilimsel sosyalizmin ilk atağı” gibi destansı vurguların yanı sıra Alain Badiou gibi devrimi “kendisiyle barışmış bir insanlık olanağının mümkün olduğunu göstermiştir” şeklinde daha mütevazı ancak çarpıcı sözlerle tarif edenler de var. Tüm bu benzetimlerin Lenin önderliğinde Bolşeviklerin başarısını karşılama noktasında eksik kaldığı bile söylenebilir. İki yıl önce “Sovyetler ve Sanat” dosyasını işlerken, devrimi salt bir düşünce üzerine inşa edilen yegâne devletin kıvılcımı olarak nitelemiştik. Bu kez minimalizmi devrimi uyarlayarak daha temel bir betimleme yapma ihtiyacı duyuyoruz destansı haykırışlar arasında: Büyük Ekim Devrimi insanlık tarihinin en dürüst devletini kuran devinimdir. Tarihte ideolojisini apaçık olarak devlet adına taşıyan bir başka yapılanma olmamıştır. Hiçbir şeriat devleti ülke adına şeriatı, hiçbir faşist haydutluk bayrağına faşizm sözcüğünü ve elbette hiçbir kapitalist sömürücü devlet adına kapitalisti taşımamıştır. Diğerlerinin türlü milli/dini kılıflar altına saklamaya gayret ettikleri, utanç verici ideolojinin aksine Bolşevikler, kurdukları devletin adına insanlığın önünde durmayı sürdüren ideolojileri sosyalizmi gururla taşımışlardır. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, Marx ve Engels’in mirasına dogmatik yaklaşmak yerine akılcı, aydınlanmacı katkı sunarak hareket eden Lenin’in başarısı insanlığın yaşayışını ve düşünüşü sonsuza dek değiştirirken aynı zamanda More’un Ütopya’sının 400. yılında insanlığın ütopya fikrine en çok yaklaştığı anı şekillendiriyordu. Ön kapağımızda yer alan Lissitskiy’nin inşacı Yeni İnsan’ı ile arka kapağımız onurlandıran Yuon’un gelecekçi Yeni Gezegen’i ütopyaya yaklaşma heyecanının ülkenin aydınlarını nasıl sarıp sarmaladığını ve ütopya tecrübesinin verili dünyanın çehresini nasıl dönüştürdüğünün kanıtı niteliğindedir. Bugün sorulması gereken soru ise devrim bir asrı devirmişken, mirasını taşıma gayesinde olanların neler yaptığı, yapması gerektiğidir. İki yıl önce yukarıda bahsi geçen dosyamız için çağrı yaptığımızda ve farklı sanat disiplinlerinde çalışmalar arayışına girdiğimizde ne yazık ki slogan atmaktan üretmeye fırsat bulunamadığı gerçeğiyle karşılaştık. Ucu bucağı olmayan bir külliyatın, mirasçısı olma iddiasındakiler tarafından odak noktası yapılmamasına karşı harekete geçme yükünü omuzlamaya çalıştık ve yayınlandığı tarihten bugüne her gün okunan bir yayın ortaya koyduk.

Kendimizi tekrarlama tembelliğine düşmeden, bu kez devrime ve üretimlerine 100 yıl sonra daha eleştirel bir yaklaşım getirme amacıyla “100. Yılında Bolşevik Devrimi” dosyasıyla okurlarımızın karşısındayız. Geride kalan iki yılda, üretmemekle eleştirdiklerimizin de daha üretkenleştiğini görmek umut verici olurken, dünyada belki de en çok sosyalist partiye sahip ülkemizin tüm sosyalist çevrelerinin birbirleriyle asla yan yana gelmeden, benzer cümlelerle devrimi güzellemeleriyle karşılaşmak umut kırıcı oldu. Marx’ın inşa ettiği, Lenin’in bilimsel olarak yorumlayarak üzerine eklediği mirası epey farklılaşan günümüz toplumsal zihniyetlerine uygulama çabasına girmeden yapılan çağrılar, anmalar tatmincilikten öteye geçemiyor ne yazık ki ve önümüzde durmayı sürdüren sosyalizmi ötelemekten başka bir netice vermiyor. Bu ay Azizm’de tam da bu gibi soruların yanıtlar bulma amacıyla, ülkemizin önde gelen sanat eleştirmenlerinden, kültürel çalışmalara toplumcu bir doku kazandıran değerli aydın Ali Şimşek’le söyleşimiz yer alıyor. Geçtiğimiz ay Ekim Devrimi öncesi Rusya’da müzik sanatını yazan değerli müzik yazarı ve eğitimcisi Ahmet Say, bu ay dosyamız için Sovyetler Birliği’nde müziği işleyen kapsamlı bir makale kaleme aldı. Karikatürist Mustafa Bilgin’in Kemalist Cumhuriyet ile Sosyalist Cumhuriyeti birleştirdiği çizgilerinin yanı sıra edebiyatımızın en üretken aydınlarından Adnan Binyazar’ın büyük Rus edebiyatında Çehov’a odaklanan denemesi sayfalarımızda. Sahne sanatlarını akademiyle buluşturan Hasan Anıl Sepetçi, Gorki’nin kaleminden çıkan Ayaktakımı Arasında’nın Stanislavski tarafından sahnelenişini yazarken, dosyamızın eleştirelliğini taçlandıran çalışma ise usta oyuncu Tamer Levent’in, tarihte eşi benzeri olmayan Proletkült hareketine getirdiği yorumda kendini buluyor. Sinema yazılarımızda ise Vertov, Ayzenştayn ve Tarkovskiy gibi yaratıcılarla yedinci sanat tarihinin en büyük yaratıcılarına sahip Sovyet okulunun mirasını derinlemesine gözden geçiriyoruz.

Büyük Ekim Devrimi’nin 100. yılında aydınlanmacı ve sosyalist ütopyamıza kavuşmak ve yeni ütopyalar inşa etmek adına,

Sanatla kalın dostlar.

Azizm’in Notu: Aralık 2017 tarihli Azizm Sanat E-Dergi’nin 120. sayısı için, dilediğiniz konuda makale, öykü, şiir, deneme, eleştiri, karikatür, video, resim ve fotoğrafı 5 Aralık tarihine kadar azizm.sanat@gmail.com adresinden yayın kurulumuza iletebilirsiniz.

 

Görsel: Yeni Gezegen (1921) – Konstantin Yuon

Bunu paylaş: