İstanbul Beyefendisi Abdülcanbaz – Selin Süar

İstanbul Beyefendisi Abdülcanbaz* 

Bundan  üç  yıl  önce  Mart  ayında  kaybettiğimiz  Turhan  Selçuk’un  unutulmaz çizgisi Abdülcanbaz’ın 56. doğum gününe girdik. Milliyet gazetesinin sayfalarında doğan ve 1 Aralık 1957’de serüvenlerine başlayan Abdülcanbaz, yıllar boyu birbirinden farklı öyküleriyle okur kitlesine seslenmiş ve kendine has karakter özelliğiyle Türk karikatür tarihine damgasını vurmuştur.

Dönem itibariyle farklı ülkelerin çizgi romanlarından oluşan seriler piyasayı ele geçirmişken 50 Kuşağı adı verilen ve Turhan Selçuk, Oğuz Aral, Ali Ulvi, Yalçın Çetin, Ferruh Doğan, Nehar Tüblek, Semih Balcıoğlu gibi genç isimlerden oluşan karikatüristler, sanat alanını yalnızca yabancı eserlere bırakmayıp çağdaş Türk karikatürünün gelişiminde öncü olmuşlardır. Verdikleri eserlerle karikatüre yeni bir şekil vermeye ve yorum katmaya  başlayan  karikatüristler, Çizgide Mizah olarak adlandırılan anlayışı benimsemişlerdir. Çizgide Mizah, çizginin konuyla bütünleşen ve yalnız başına anlam ifade ettiği, yazısız bir tarz  olarak  ön  plana çıkmıştır. Cumhuriyetin yetiştirdiği sanatçılar, geçmişten gelen mizah anlayışını reddetmişler ve insanın kişiliğini konu edinen, evrensel karikatürler yapma amacı taşımışlardır. Kendi dönemleri içerisinde boy gösterdikleri sanat ortamında Türk politik yaşamı kızıştığından, siyaset olgusu, çizdikleri karikatürlerde yer almıştır.

1957 yılında Milliyet gazetesi Genel Yayın Müdürü Abdi İpekçi, Türk sanatında çizgi roman türünde örnekler verilmesini talep ettiğinde Abdülcanbaz’ın ilk serüveni olan Turist Rehberi, Turhan Selçuk’un yanında Aziz Nesin’in de önderliğiyle başlamış ve ortaya Sultanahmet’te turist dolandıran, hilekâr ve düzenbaz bir turist rehberi tipi ortaya  çıkmıştır.  Öykünün  yazıcısı  Aziz  Nesin,  o  dönemlerde  yasaklı  olduğundan Abdülcanbaz’ın altında sadece Turhan Selçuk imzası yer almaktadır. Turist Rehberi’nin yayını bittiğinde Aziz Nesin diziye devam etmek istemez ve ayrılır. Diziyi bitirmek isteyen Turhan Selçuk, Abdi İpekçi’den ret cevabı aldığında çizgilerine hayat gelmesi için Rıfat Ilgaz’a danışır, ancak zaman içinde yazardan gelen öyküler de aksatılmaya başlanır.

Turhan Selçuk, o andan itibaren düzenbaz olan Abdülcanbaz’ın karakterini de değiştirerek yazmaya başlar. Böylelikle eskinin paragöz, köşeyi kısa yoldan dönmek isteyen kurnaz karakteri bir ‘İstanbul Beyefendisi’ne dönüşerek ahlaksız olan, kötülüğün yanında kendine pay kapmak için duran, utanmaz tiplere karşı savaşan bir sembol haline gelir. Abdülcanbaz’ın yakın arkadaşı olan Fettah ve Fayrabi, Doğu’nun yetiştirdiği  en  büyük  ilim  adamı  olan Karanfil  Hoca,  iri  cüssesi  ve  temiz   kalbiyle Tarzan, kadın düşkünlüğü, düzenbazlığı ve hazıra konmasıyla bilinen saray eşrafından Gözlüklü   Sami   Bey ile   kendisine   çıkar   sağlamak    için    ona    yaranan Sürmegöz İhsan Bey serüvende kendisine eşlik eden karakterler  arasındadır.

Halkın içinden olan ve iyiden, doğrudan yana davranan Abdülcanbaz, Türk insanının dürüstlüğünü, adaletini ve gücünü temsil ettiği için zaman içinde çok sevilir. Yıllar boyu Milliyet’in yanı sıra, Cumhuriyet ve Akşam gibi gazetelerde de yer alan Abdülcanbaz, 1987 yılında veda eder, ancak ısrarlar sonucu 1994’te yeniden okurlarıyla  buluşur. Turhan  Selçuk,  bugün  56.  yaşını  kutladığımız  Abdülcanbaz’la, Anadolu’nun     kalbinden     olan     özellikleri     hikâyelerine     ve     özgün     çizgisine harmanlayarak Türk karikatür tarihine damgasını vurmuştur.

Abdülcanbaz’ın dünyasında gezinmek için http://www.abdulcanbaz.biz/ adresini ziyaret edebilirsiniz.

*https://issuu.com/azizm/docs/edergiaralik2013

Bunu paylaş: