400 Yıllık Shakespeare – Deniz Eren

400 Yıllık Shakespeare*

İngiltere’nin ulusal şairi ve Avon’un Ozanı, 52 yıllık hayatına oyunculuğu, şairliği ve oyun yazarlığını sığdırmış olan William Shakespeare, 26 Nisan 1564 yılında Stradford-upon-Avon’da doğmuştur.

400 yıldan günümüze 38 oyun, 154 sone iki uzun öykü ve kaynağı belirsiz şiirler bırakan Shaskespeare Hamlet, Kral Lear, Othello, Macbeth gibi akıllara kazınan birçok eserini 1589 ve 1613 yılları arasında yazmıştır. Günümüzde dahi hala etkisini sürdüren bu eserlere baktığımızda kendimize sorabileceğimiz muhtemel sorulardan biri “400 yıl geçtikten sonra bile gelecek nesilleri böylesine etkileyebileceğimiz tiyatro oyunlarımız var mı?” sorusu olmalıdır.

15 ve 16.yy’da bilim ve sanatın yeniden doğuşu olarak adlandırılan Rönesans İtalya’da ortaya çıkmıştır. Bireye saygı, özgürlük ve sanatın geliştiği bu dönemde insanca yaşama düşüncesi (hümanizm) dünyada hızla yayılmıştır. Bu düşünceler çevresinde özellikle İngiliz edebiyatına baktığımızda William Shakespeare’ın özel bir yeri olduğunu görürüz. Kin, aşk, dostluk, ölüm gibi tüm insani duyguları derinlemesine ele alan Shakespeare eserlerine baktığımızda, Rönesans’ın can alıcı etkilerini görmemiz mümkündür. Özellikle Romeo ve Juliet, Hamlet, Macbeth, Othello gibi eserlerinde Rönesans’ın etkilerine daha fazla rastlarız.

İlk eserleri çoğunlukla tarihi ve komedi türünde eserlerken bu daha sonraları trajedi ve dram türünde yazılan eserlere dönmüştür. 16.yy’ın sonuna geldiğimizde ise kültür ve sanatın zirvesine ulaşan William Shakespeare diğer oyun yazarlarıyla da işbirliği yapmıştır. Oyunlarının 17’si yaşarken yayımlanırken geri kalan oyunları ise iki oyuncu arkadaşının toplu basım yapıtlarının içerisinde yer almaktadır. Oyunları dışında ilk uzun şiiri olan Venüs ile Adonis, Lucretia’nın Kaçırılışı ve büyük bir yaratıcılıkla yazmış olduğu 154 sonesinin konularını klasik mitolojiden almıştır.

23 Nisan 1616 yılına geldiğimizde ise Startfort’ta, Ben Jonson ile birlikte katıldığı bir şölenin ardından hayata veda etmiştir.

Shakespeare başkalarının yazdığı oyunları düzelterek oyun yazarlığına başlamıştır. Dönemin oyun yazarı  Robert Greene‘nin  Groats-Worth of Wit eserinde Shaskespeare için sarf ettiği “sonradan görme bir Karga var, bizim tüylerimizle güzelleşmiş, bir oyuncunun derisine bürünmüş kaplanın kalbi ile, kendisinin bile uyaksız bir şiirde söz sanatını en iyi şekilde yapabildiğini zannediyor: ve salt bir Johannes factotum olarak, bir ülkedeki tek Shake-scene olmanın kibirindedir.” sözleriyle Shakespeare, Londra’da tanınmıştır. Bilginler ise bu sözlerde Robert Greene’nin Shakespeare karşı ne demek istediğine anlam verememişlerdir.

İngiliz tiyatrosuna çağ atlatan Shakespeare eserlerini oluştururken sadece ülkesindeki kültür birikiminden yararlanmakla kalmamış Fransız ve İtalyan edebiyatından, antik çağdan ve hümanist düşüncelerden de yararlanmıştır. Buradan yola çıkarsak eğer Robert Greene’nin kendisine neden böylesine bir laf söylediğine dair cevap aradığımızda bunun yanıtını bulmakta zorluk çekmeyiz.

Günümüzde dahi Shakespeare tiyatrosunun konservatuar ve Güzel Sanatlar fakültelerinde ders olarak okutulmasından çıkartılabilecek temel sonuç büyük dillere çevrilip eserlerinin diğer oyun yazarlarından daha çok sergilenmesi olmalıdır. Yaşamı boyunca hak ettiği değeri göremeyen sanatçı klişesini Shakespeare için de belirtmek yanlış olmaz çünkü ünü 19. yüzyıla kadar günümüzdeki yüksekliğine erişememiştir. Daha sonra 20. yüzyılda ise eserleri yeni akımlar tarafından benimsenip keşfedilmiştir ve günümüze geldiğimizde ise dünyada farklı kültürel ve politik bağlamda eserleri yeniden yorumlanmaktadır.

400 yıl sonrasında bile her kültüre uyup oynatılan ve okutulan eserlerden günümüze bir öz eleştiri yapacak olursak eğer evrensel konuların peşinden koşmayı bıraktığımızı ve popüler kültürün etkisinde sanata ve dünyaya giderek yabancılaşmaya başladığımızı söylememiz doğru olacaktır. Bu yüzden popüler kültürün etkisinde kalıp anımızı mı kurtarmalıyız yoksa evrensel konularda eserler verip geleceğe yönelik eserler mi vermeliyiz ikilemini ilerici bir hamleyle aşmanın tam zamanı.

*https://issuu.com/azizm/docs/azizmsanatedergi100

Bunu paylaş: