Küçük Bir Çocuğun Gerçeklerle Mücadelesi – Mahmut Bektaş

Küçük Bir Çocuğun Gerçeklerle Mücadelesi*

-Ama amca, ben orayı hiç hatırlamıyorum. Ben hiç gitmedim oraya. Gittim ama hayır hayır gitmedim. Annem gittiğimi söylediğimi duyarsa çok kızar bana. Bana bağırır, belki de döver. Orayı hiç hatırlamıyorum ki.

O oyuncağı bana versene amca! Canım sıkıldı, beni anneme götürün amca! (oyuncak arabanın kurma sesi duyulur). Bu araba gibiydi, ama o daha hızlıydı, senin de araban var mı amca? Yok mu, ben sana veririm, beraber oynarız. Arkamızda da başka bir araba vardı. Hiç, hiçbir yere gitmiyorduk ki biz amca, oyun oynuyorduk, kovalamaca oyunu oynuyorduk, biz kaçıyorduk arkadaki araba da bizi kovalıyordu, ne güzel oyun değil mi amca, ama ben biraz korktum. Babam da vardı arabada, Sen de korkar mısın amca, babam hiç korkmaz ki. O çok güçlü, büyüyünce ben de babam gibi olacağım.

Annem babama nereye gidiyoruz dedi, babam da gargaraya dedi. Aaa gargara! Baba hani ilaç? Ben de gargara yapacağım dedim, (gülme sesi duyulur), babam bana hiç vurmaz ki, ama çok ağrıdı amca, bak amca kızarmış mı yüzüm? Çok acıyor, (adam eliyle çocuğun yüzüne dokunur), vurma amca, vurma, bir daha gargara yapmayacağım.

Çok araba vardı amca orda, bir sürü araba, kocaman. Amca, onların hepsi mi gargara yapacak, ama o çocuklar hiç ağlamıyordu, amca babam bana niye kızdı? Gargara yapmak kötü bir şey mi? Hem annem, gargara yapmazsan iyileşemezsin demişti. Babam benim iyileşmemi istemiyor mu? Sen benim babamı tanıyor musun amca? Nerde o?

Annem uyanmış mıdır amca? Annem nerede, şeker almadı bana babam. O sarı çocuğun babası aldı, babam bana çok kızdı, şeker istemek kötü bir şey mi amca? Babam niye gelmedi? O polisler babamı niye götürdüler? Annemin karnı delindi, kan akıyordu. Bizim kedinin de karnından kan geliyordu, onu bahçeye gömdüler. Dua ettik başında. Ellerimi yukarı kaldırdım, kedim nerde dedim? Annem, yarın daha küçük olarak gelir demişti. Kedim yarın oldu geldi ama çok küçüktü, birazcık da siyahtı. Amca ben o kocaman arabalardan çok korkuyorum. Evet otobüslerden çok korkuyorum.

Kel bir adam vardı, onun resmini daha önce görmüştüm ben, annem ona bakıp ağlıyordu, anneme kim bu resimdeki dedim, deden senin dedi. Dede nedir amca, seni de deden var mı? Annem: baba yapma! dedi. Babam kaçtı, annem bırakmadı babamı. Silah vardı babamın elinde. Annem yapma dedi, baba lütfen bak torunun dedi, ona, bize kıyma dedi. Amca, senin de torunun var mı? Adı ne? Aaa, benim arkadaşımın adı da Ali. Ama ben ondan büyüğüm. Annem yapma dedi, ama o kel amca ateş etti bize, vın, vın dedi. Annem niye gelmiyor artık amca, ben annemi çok özledim.

Allahım!, annem gelsin artık, ben sana dua ettiğimde minnoş gelmişti, o da gitmişti, küçülse de olsun, annem nerede?

O gazeteyi de koydular annemin üstüne, annem okuma bilmiyor ki, hem yatarken okunmaz. Uykusu gelir, anneeeeeeeeeeeeee.

Amca, sen biliyor musun, babamın ellerini niye bağladılar? Bilmiyor musun? Ama o kel amca babama bağırdı, ateş etti, babam da onlara bağırdı, ateş etti.

Baba, anne, hadi gidelim, bak söylemedim kimseye, hadi, Adana’ya gidelim. Çadırlı Adana’ya, söz vermiştiniz bana, çadırcılık oynayalım, ben çok sıkıldım. Ben burayı hiç sevmiyorum, hep içerdeyiz, pencereyi bile kapatıyor annem, babam kızar diye, ama ben karanlıkçılık oynamak istemiyorum. Çadırlı Adanaya gidersek top da oynarmışım, annem söyledi. Amca senin topun var mı?

Anne, baba hadi artık gelin, ben Çadırlı Adana’ya gitmek istiyorum, gidelim artık, anne, baba, hadi, gelin artık…

*https://issuu.com/azizm/docs/edergiaralik2010

Bunu paylaş: